“KÜRESEL SALGIN: COVID-19” KÜLTÜR EKONOMİSİNE İSTANBUL’DA AĞIR DARBE VURDU

Dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını toplumsal ve kültürel yaşamımızda büyük değişikliklere yol açtı. Koronavirüs insanlığı sağlık açısından tehdit ederken dünya genelinde vaka sayısı 248 milyonu geçti ve can kaybı 5 milyonu aştı. Salgın nedeniyle dünyada ciddi bir ekonomik kriz ortaya çıkarken, işsizlik çok ciddi boyutlara ulaştı. Salgının kontrol altına alınması için tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tedbirler alındı. Sokağa çıkma yasakları temelinde alınan tedbirler toplumsal hayata yönelik kısıtlamalar ile yaygınlaşarak bir değişim süreci yaşandı. Bu süreç zarfında kültür faaliyetlerinin normalleşme sürecine kadar kapalı kalması bu sektöre ağır darbe vurdu.

KÜLTÜR FAALİYETLERİNİN GELECEĞİ BELİRSİZ

TAVAK Vakfı’nın yaptığı ölçümlere göre İstanbul’da 2018 yılını 14,33 milyar $ büyüklüğe sahip olan kültür ekonomisi, 2020 yılının ilk yarsında ciddi bir daralma yaşadı. Müzelerin, sergilerin, sinema ve tiyatro salonlarının, restoranların salgının kontrol altına alınana kadar kapalı kalması ve yine konserlerin iptal edilmesi bunda büyük bir etken oldu. Düşen hanehalkı kültür harcamaları bu süreçte yalnızca dijital platformlara kaydı. Kültürün önemli bileşenlerinden olan sinema ve dizi yapım sektörleri çalışmalarını ertelemek zorunda kalırken yine yayınevleri çalışma kapasitelerini takriben %50 oranında azalttı.

DÜNYADA BİR DEĞİŞİM SÜRECİ YAŞANIYOR

Normalleşme süreci kapsamında ve öncesinde Kültür AŞ proaktif bir şekilde duruma entegre oldu fakat pandeminin etkileri ve tüm belirsizlikler İstanbul’da kültür ekonomisinin geleceğinde köklü değişimlere gidilmesini zorunlu kıldı. 

COVID-19 salgını ile birlikte gelen bu değişim sürecinin merkezine ise “internetin sağladığı avantajlar” yer alırken dünya bir anlamda “online” bir yaşama geçiş yapmış oldu. İş yaşamından, eğitime, tüketim alışkanlıklarımızdan, sosyal yaşamımıza kadar gelen bu değişim ile birlikte normalleşmeye geçiş için öngörülen sürede kafalarda ciddi soru işaretlerine neden oluyor.

COVID-19 SONRASI GEÇİŞ SÜRECİ VE GELECEK NASIL ŞEKİLLENECEK?

Tüm bu gelişmeler ve uzmanların açıklamaları, dünyanın 2022 yılından önce normalleşmesinin çok güç olacağına işaret ediyor. Bu süreci 3 başlıkta toparlayacak olursak;

1) Aşının bulunması

2) Aşının etkilerinin gözlemlenmesi

3) Aşının başarılı bir sonuç vermesi ile dünyaya dağıtım süreci

4) Virüse karşı dünyanın bağışıklık kazanması

Dünyada şu anda birçok ülke “kontrollü normalleşme” sürecine geçmiş, Türkiye’de Haziran ayı itibariyle tedbirleri azaltmıştı. “Sürü bağışıklığı” olarak isimlendirilen bu yöntem sonucunda Türkiye’de kültür faaliyetleri yeniden canlanmaya başlamıştı. Bu alanda online kültürel faaliyetlerine devam eden Vakıflar, Kültür AŞ ve özel sektör teşebbüsleri bu alanda bir altyapı kurmaya yönelik adımlar attılar. Ancak vaka sayılarının Ağustos ayı itibariyle yeniden artmasıyla ve yeniden belli alanlara getirilen sınırlandırmalar sonucunda özellikle müzik endüstrisi, sahne sanatları, görsel ve plastik sanatlar ve eğlence merkezlerinin faaliyetleri olumsuz etkilendi.

KÜLTÜR ENDÜSTRİSİNE TANIM VE YAKLAŞIMLAR

İçinde bulunduğumuz çağa baktığımızda, üretim, dolaşıma sokulma ve tüketim süreçleriyle birlikte kültürün ve kültürel ürünlerin, ekonomiyle sıkı bir bağ içerisinde olduğunu görürüz. Bu anlamda katma değeri giderek yükselen kültürün başat konumu, toplumların gelişme süreçlerinde salt kültürel, manevi, vb. düzlemlerde sınırlı kalmamaktadır ve kültür, ülke ekonomisi açısından da giderek önemi artan bir halka olarak karşımıza çıkmaktadır. TAVAK tarafından yapılan Kültür Ekonomisi Araştırmasında, kültür ekonomisine yönelik araştırma ve ölçümlerde öncü konumunda olan Avrupa ülkelerinde ve ABD’de “yaratıcılık” (creativity) kavramında birleşen tanımlama esas alınmıştır. Sektöre ilişkin farklı tanımlamalardaki ortak paydaya işaret eden “yaratma eylemi”; sanattan mimariye, yayıncılıktan yazılıma, kültür ekonomisi başlığı altında yer alan tüm alanlardaki kültürel ve yaratıcı faaliyetin çıkış noktası olarak kabul edilmektedir ve bu doğrultuda da kültür (kreatif) sektörü, kâr güdümlü olan ve kültürel (kreatif) ürün ve hizmetlerin yaratım, üretim, dağıtımıyla ilgilenen kültür ve kreatif işletmelerin tamamını kapsamaktadır.

TÜRKİYE’DE KÜLTÜR EKONOMİSİNİN GELİŞİMİNE BİR BAKIŞ

Türkiye-Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı tarafından bir ilk gerçekleştirilerek harcamalara göre ulusal gelir formatından yola çıkılarak kültür sektörünün büyüklüğü hesaplanmıştır.

2014-2015 YILLARINDA TÜRKİYE’DE KÜLTÜR EKONOMİSİ

2014 yılına ait kültür ekonomisinin boyutlarının ele alındığı çalışmada ise 2011 yılında hesaplamaya katılan 11 ana endüstri alanında 47 sektöre spor ve gastronomi ekonomileri alanlarında 6 sektör daha eklenmiştir. Yeni eklenen sektörlerle birlikte 2014 yılı kültür ekonomisi 57,13 milyar $ (9,39 milyar $ eklenen sektörler) hesaplanmıştır. 2011-2014 yılları arasında %30,2 oranında artan dolar kuru ve 2011 yılından sonra azalan büyüme oranlarına rağmen genel ekonomi içerisindeki yerini korumuş ve hatta Türk Lirasının değer kaybını dikkate aldığımızda hacmini büyütmüştür. 2015 yılına baktığımızda ise toplam kültür ekonomisi 2014 yılında 124,96 milyar TL’den 125,07 milyar TL’ye yükseldiğini görmekteyiz. Ancak 2015 yılına göre GSYİH’nın %11,7 artması ve Türk Lirasının %24 değer kaybı nedeniyle kültür ekonomisinin GSYİH daki payı %6,4 olmuştur.

2018 YILINDA TÜRKİYE’DE KÜLTÜR EKONOMİSİ

Türkiye’de kültür ekonomisini 2011 ve 2018 yılları arasında karşılaştırdığımız zaman, %28 oranında artıp, 167 milyar TL’ye erişirken Dolar bazında ancak 34,79 milyar $’a düşmüştür. Buna göre 2015’te kültür ekonomisi, 47,64 milyar $ olarak ortaya çıkmış ve GSMH’nın %6,4’nü oluştururken 2018 yılının sonunda ciddi bir küçülme ile karşı karşıya kalmış, Dolar bazında kültür ekonomisi 34,79 milyar $’a düşmüştür. Bu Türkiye’de kültür ekonomisi harcamalarının bir yerde artarken, diğer taraftan Dolar’a karşı Türk Lirası’nın değer kaybetmesi açısından kötü bir görünüm içerisine girmiştir.2018 yılında Türkiye’de kültür ekonomisi GSMH’nın %4,5’nu oluşturarak 2015 yılına göre milli gelire oranı %1,9 daralmıştır. Bu tespitleri TAVAK Vakfı 2018 yılı için ortaya çıkarmıştır.

COVİD-19 PANDEMİSİNİN İSTANBUL’DA KÜLTÜR EKONOMİSİNE ETKİSİ

Türkiye’nin en kalabalık ve ekonomik açıdan, sosyo-kültürel yaşam açısından en önemli kenti olan İstanbul, iktisadi açıdan dünyada 34. sırada yer almaktadır. Nüfus açısından yüzölçümü de göz önüne alınarak yapılan sıralamaya göre de Avrupa’nın ‘Birinci’ ve dünyanın ise ‘Altıncı’ kentidir. Marmara Bölgesi’nde yer alan İstanbul kentinin toplam 39 belediyesi bulunmaktadır ve Büyükşehir Belediyesi ile birlikte toplamda 40 belediyeye sahiptir. TUİK verilerine göre İstanbul’un nüfusu 15,46 milyondur.

TAVAK Vakfı olarak 2015 yılındaki ilk ölçümlere göre Türkiye’de kültür ekonomisinin %41,2’sini oluşturan İstanbul 20,14 milyar $’lık bir kültürel mal ve hizmet üretimi-tüketimi olduğunu saptadık. 2015 yılında Türkiye’de 48,85 milyar $’lık bir büyüklüğe sahip olan ve milli gelirin %6,4’nü oluşturan kültür ekonomisi, pandemi sürecinden öncede ciddi bir düşüş yaşamaktaydı.  Öyle ki 2018 yılında TL’nin Dolar karşısında hızla değer kaybetmesi, kültür endüstrisi için artan maliyetler ve hanehalkının düşen alım gücü sonucunda Türkiye’de kültür ekonomisi 34,79 milyar $’a gerilemiştir. Dolar bazında 2015 yılına göre %30 daralan sektör, GSYH’nın da %4,5’ne gerilemiştir. 2018 yılında İstanbul’da kültür ekonomisi ise 14,33 milyar $ olarak gerçekleşmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir