10 ARALIK’TA BRÜKSEL’DE DANANIN KUYRUĞU KOPACAK

Son aylarda Brüksel zirveleri, spor totoya döndü. “Kim kazanacak, ne olacak, yine tehir mi olacak” bunlar yalnız Türkiye’nin gündemini değil, diğer 27 ülkenin gündemini de ciddi bir şekilde işgal ediyor. “Zirvede yaptırımlar çıkacak mı?” “Bu yaptırımlar ne olacak?” konusu, ülke dışişleri bakanlarının ve başkanlarının gündemini büyük ölçüde etkiliyor.

AB, Brexit kararında bile bu kadar sorunlu bir dönem geçirmemişti. Öncelikle bakalım Türkiye’ye karşı ne gibi yaptırımlar yapılabilir?

Türkiye’ye tüm yaptırımlar zaten yapılıyor:

Gümrük Birliği Anlaşması iyileştirilmiyor.

Yeni fasıllar açılmıyor.

Bütçeden verilecek paralar her zaman kısılıyor.

İndirekt silah ambargosu Türkiye’ye uygulanıyor.

Schengen Vizesi hala kaldırılmadı.

Türkiye’nin AB üyeliği 1989 zirvesinden beri, hep sallantıda bir durumda. Son gelişmeler çerçevesinde “Türkiye’yi nasıl AB’nin dışına iter, buna rağmen AB’ye bağlı tutarız” konusunda uzmanlar büyük oyunlar çeviriyorlar. Bu oyunların başrolünde de Almanya geliyor.

Angela Merkel bir açıdan Türkiye’yi AB’ye bağlı tutmak için ilk önce Volkswagen olayını ortaya çıkardı, sonra bunu Slovakya’ya yönlendirdi. Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeir, Dışişleri Bakanlığı yaptığı dönemden beri Türkiye’nin AB’de yer almasını istiyor. Aynı partiden şimdi Dışişleri Bakanlığını sürdüren Heiko Maas, tam bir Türkiye karşıtı. Kendi Dışişleri Bakanlığı elemanlarına bu konuda şartlandırıyor.

Angela Merkel politik sahneden çekilmeden, Türkiye’yi tam anlamıyla dışlamak istemeyen bir lider.

Fransa ve Yunanistan artık azılı Türkiye karşıtı ülkeler. Bunun yanında 700 binlik nüfusuyla Güney Kıbrıs’ın Türkiye karşıtlığından artık bütün ülkeler bıkmış durumda. Bu Perşembe günü başlayacak zirvede AB tam anlamıyla ikiye bölünmüş bir şekilde. Bir bölümü “Türkiye’ye nasıl yaptırım getirebiliriz?” diye Almanya’yı ikna etme çabasında, diğer bir bölümü de objektif bir şekilde Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de haklı olduğunu irdeleyen ülkeler. Bu açıdan Türkiye’nin karşıtlarına karşı, bir blok oluşturdular.

TAVAK Vakfı’nın son 8 yıldır “Türkiye Halkının AB’ye Bakışı” başlığında gerçekleştirdiği kamuoyu araştırmasında, Türkiye halkının her geçen gün AB’ye bakışının düştüğünü görüyoruz. Artık Fransa, Yunanistan gibi ülkelerden bıkan Türk halkı, “bunlar bizi hiçbir şekilde almayacaklar” görüşüne yönelmiş durumdalar.    

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir