AB LİDERLER ZİRVESİNDEN YAPTIRIM ÇIKMADI: ARALIK AYINDA TÜRKİYE TEKRAR GÖRÜŞÜLECEK

Avrupalı liderler ilk yaptıkları görüşmede şöyle bir karar aldılar: “Türkiye’ye şu anda herhangi bir yaptırımda bulunmayalım, bekleyelim. Türkiye Oruç Reis’i çeksin ve Mavi Vatan politikasından vazgeçsin; Yunanistan’ın istediği gibi Türkiye’yi Antalya Körfezi’ne hapsedelim.”

Türkiye ilk önce Oruç Reis’i geri çekti, fakat daha sonradan NAVTEX ile tekrardan sismik araştırmalara Meis açıklarında başladı. Türkiye haklı davasına devam ediyor zira Türkiye akıllı bir hareketle, Libya ile yapmış olduğu Deniz Yetki Alanları Antlaşması’na imza attı ve bu da BM’de tasdik oldu. Böylece Atina’nın Kahire ile yapmış olduğu antlaşma tarih oldu.

Bu açıdan Türkiye haklı davasına devam ediyor fakat Yunanistan son NAVTEX’ten sonra tekrar AB’ye müracaatta bulundu ve 11 Aralık’ta Türkiye’ye kınama ve yaptırım kararı çıkartmak istiyor.  Türkiye’ye karşı AB çok büyük bir haksızlık yapıyor. 9.300 KM deniz sınır olan Türkiye, Antalya Limanı’na hapsedilemez.

AB İLE SURİYELİ GEÇİCİ SIĞINMACILAR KONUSUNDA TÜRKİYE’NİN ATMASI GEREKEN ADIMLAR

Şimdi Avrupa Birliği Türkiye’ye 2016-2017 yılları için 3’er milyardan 6 milyar € taahhütte bulundu. Bizde buna karşılık Ahmet Davutoğlu hükümeti zamanında “biz Suriyeli geçici sığınmacıları Türkiye’de tutacağız” demiştik. Bu paranın ikinci kısmının da tamamını ödemeyen AB 2018,2019 ve 2020 yılları içinde toplam 9 milyar € Türkiye’ye mali yardımda bulunması gerekiyordu fakat bu hiçbir şekilde dile getirilmiyor.

Buna karşılık Şubat ayında Yunanistan’a geçtiği hareket edilen 14 bin Suriyeli geçici sığınmacılar ki bununda birçoğu iade edildi. Yunanistan’a AB 450 milyon €’luk bir yardımda bulundu. Suriyeli geçici sığınmacılar konusunda AB Türkiye’ye çok büyük haksızlıklar yapıyor.

Suriyeli geçici sığınmacılar için Türkiye’ye bir jest yapan Merkel, Volkswagen’ı Türkiye’ye getirmek istiyordu zira Romanya, Bulgaristan ve Çekya’da istiyordu. Ancak Alman kamuoyunda Türkiye’ye ve Tayyip Erdoğan’a olan karşıtlıktan dolayı bu Çekya’ya gitti. Türkiye şu anda Avrupa Birliği’nden tamamen dışlanmış bir ülke konumunda.

AB İLE ÖZEL STATÜ NASIL GERÇEKLEŞEBİLİR?

İngiltere AB’den ayrıldıktan sonra ki zaten İngiltere AB’ye hiçbir zaman tam üye olmamıştı, özel statüdeydi. AB’nin bütçesine koyduğu ve aldığı paralar özel bir kıstasla ölçülüyordu. Schengen havzasına girmedi, Dublin havzasında kaldı. Bunun dışında Ankara Antlaşması’na ve serbest dolaşım hakkına farklı bakıyordu. Şimdi İngiltere AB’den ayrıldıktan sonra, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ve Almanya Başbakan’ı Merkel’in bize önerdiği fakat başta ben dahil hepimizin karşı çıktığı “özel statü” konusunda atılımlar yapmakta yarar var.

Biz Gümrük Birliği Antlaşması yapmadık, AB’nin Gümrük Birliği kurallarına uymaya karar verdik. Bir diğer deyişle AB, Latin Amerika ülkeleri ile gümrüğü kaldırırsa bizde bunu yaptık. Gümrük Birliği Antlaşması’nın iyileştirilmesi her iki tarafında lehine hem AB bundan kazanır hem de biz, fakat bu gündeme gelmiyor.

Türkiye Avrupa Konseyi’nin aldığı kararları yerine getirmesi lazım. Ondan sonra hepimizin ilk başta karşı çıktığı AB ile özel statü konusunda gerçekleşebilecek ilk adım bu kararları uygulamak olacaktır. Bu şekilde bizim AB’ye yaklaşmamız gerekiyor. Güvenlik ve savunma kimliğinde söz sahibi olmamız lazım. Gümrük Birliği’nin iyileştirilmesi ve en önemlilerden bir de AB bütçesine katkıda bulunup, katkı almak lazım. Şu anda AB, Türkiye için serbest dolaşım hakkını düşünmez,  birde politik katılıma yeşil ışık yakmaz. Türkiye ile AB arasında güvenlik ve savunma kimliği başta olmak üzere adım atmamız şart.

TÜRKİYE İNGİLTERE İLE YAKINLAŞMALIDIR

Brexit hakikaten AB için önemli zira İngiltere’nin sorumluluklarını yerine getirmesi lazım fakat İngiltere bunu istemiyor. Brexit ile ilgili gelişmeler demin söylediğim gibi özel statü için gündeme gelebilecek bir konu. Birde İngiltere ile ilgili olarak ticari sürecimize yön verebiliriz. Bunun yanında AB ile bizim yaptığımız Ankara Antlaşması’na uyan tek ülke İngiltere’ydi. Hepinizin bildiği gibi 7 bin Türk gitti İngiltere’de iş kurdu. Bundan sonra bunların gitmesi güçleşecek. İngiltere ile ivedi bir şekilde görüşüp bizin bu konularda Boris Johnson ile anlaşmamız lazım.   

AB İÇİN ORTADOĞU VE KAFKASLARIN ANAHTARI TÜRKİYE’DİR.

Şimdi AB’nin dev ülkesi Almanya biliyorsunuz hem Ortadoğu’da söz sahibi olmak istiyor hem de Kafkaslarda. Almanya başbakanları seçilir seçilmez ilk seyahatlerini Fransa’ya değil, Kafkaslara yaparlar. Türkiye esasında Ortadoğu ve Kafkasya’nın kapılarını AB’ye açabilecek bir ülke konumunda. AB Ortadoğu ve Kafkaslarda söz sahibi bir ülke değil. Belirli ölçüde ABD’nin peşine takılan Fransa bir şeyler söylüyor, fakat AB’nin bir politikası yok. Türkiye AB ile olan ilişkileri çerçevesinde hem Ortadoğu’da, hem Kafkaslarda çok etken bir ülke olarak konumlandırılabilir.

DOĞU AKDENİZ’DE İŞBİRLİĞİ ALANLARINI GENİŞLETMELİYİZ

Doğu Akdeniz konusunda Türkiye %100 haklı. Türkiye Libya ile yaptığı anlaşma çerçevesinde Doğu Akdeniz’de etken bir konuma gelmek istiyor. Buna karşılık Yunanistan’ın Mısır’la yaptığı antlaşma tarih oldu. Bizim Libya ile yaptığımız antlaşma tanındı, onların ki tanınmadı.

Şimdi bizim yapacağımız iş ilişkilerimizin kötü olduğu Mısır ve İsrail‘le ilişkileri düzelterek Akdeniz’de yeni dostlar edinmemiz lazım. Suriye sorununu çözmemiz şart.

Suriye ile ilişkilerimizi düzelterek 5,4 milyon geçici sığınmacıyı geri göndermek için adımlar atabiliriz. Ben Türkiye’nin Filistin politikasını da yanlış buluyorum. Uygur Türkleri konusunda kılımız kıpırdamazken, Filistin için ki bu Filistin 2014 yılında Almanlardan önce meclis Abbas hükümeti sözde Ermeni Soykırım’ını tanıdı. İsrail ile ilişkilerimizin düzeltilmesi lazım. Sisi’yi artık resmen tanımamız şart. Mursi yüzünden ilişkilerimizi kestik. Buna karşılık biz Süveyş Kanalı’ndaki haklarımızı kaybettik. 3 misli fazla para ödeyerek geçiyoruz. Bunların düzeltilmesi bizim Doğu Akdeniz politikamıza apayrı bir yön katar.

Türkiye, Suriye ile ilişkilerini normalleştirmeli ve Irak’la olan sorunlarımızı çözmeliyiz.

TÜRKİYE DİPLOMASİDEKİ YALNIZLIKTAN KURTULMALIDIR

Türkiye’nin yeni dostlara ihtiyacı var. Afrika ülkeleri Çin gibi ülkelerle iyi ilişkilere geçmemiz şart. Rusya, Türkiye’ye karşı hep ikircikli bir politika uyguluyor. Bakın son olarak Yunanistan’ın adalardaki 12 mil tezine yeşil ışık yaktılar. Artık Rusya ile ilişkilerimizde bunu Azerbaycan’da da gördük, çok çok tedbirli olmamız lazım. Rusya Türkiye’ye 2,5 milyar $’a S-400’leri sattı. F-35 projesinden ABD tarafından çıkmamıza neden oldu. Onun için artık Rusya’yı sessiz değil, Türkiye karşıtı bir ülke olarak görebiliriz.

AB artık ABD’nin dümenin de bir küresel aktör olmak istemiyor, daha bağımsız hareket ediyor. Çin’le ilişkilerini geliştirmek istiyor. Çin’e Almanya geçtiğimiz yıl 119 milyar €’luk mal satmış durumda. Çin konusunda Türkiye, AB aynı doğrultuda yaklaşırsa, çok yararlı olur. ABD’nin şu anda Türkiye’ye karşı herhangi bir olumlu yaklaşımı yok. 3 Kasım seçimlerinden sonra ABD ile Türkiye’nin ilişkileri nasıl gelişecek onu tekrar tartışmak lazım.

KKTC İÇİN YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR

Ben Ersin Tatar’ın KKTC Cumhurbaşkanı olmasına çok sevindim. Mustafa Akıncı çok teslimiyetçi bir politika uyguluyordu. Karısı AB’ye yanaşarak, STK’sı için hibeler alıyordu.  Mustafa Akıncı seçimlerden sonra siyaset sahnesinden çekildi. Bu KKTC için bir kayıp değildir. KKTC konusunda Türkiye’nin yapacağı iş, başta bu kadar destek verdiğimiz Azerbaycan olmak üzere Malezya, Pakistan ve Katar tarafından tanınmasını sağlamamız lazım. KKTC’yi sadece bizim tanımamız onun uluslararası önünü kesiyor. En azından 4 ülkenin daha tanıması KKTC’nin önünü açar.

PROF. DR. FARUK ŞEN

TAVAK VAKFI BAŞKANI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir